MAVİ TUR

12.06.2019

Mavi Tur denince ne gelir aklımıza? Uçsuz bucaksız denizler, yeşilinmaviyle   buluştuğu   sanki   hayalperest   bir   çocuğun   veya   aşık   birressamın elinden dökülmüş bir tabloya benzeyen koylar... Peki yayaşananlar, sadece resmi midir bizi alıp götüren bu gerçeğin? Yoksadaha fazla şey mi hissettiğimiz mavi tur denince? Rahatlama hissi,aşık olmanın tatlılığı, sıcak ve serin, güvenli ve özgür hissetmeningetirdiği   sarhoşluk,   hepimiz   bunlar   için   çıkıyoruz   mavi   turlara,atıyoruz   kendimiz   mavinin   yeşilin   kucağına.   Saçımıza   tenimizekarışsın   istiyoruz   deniz   kokusu,   rüzgarın   uğultusu   ve   dahaanlatılamayan bir çok duygu için mavi tur denince şöyle bir dönüpbakıyoruz...Büyük   şehirlerde   yoruluyoruz,   çalışıyoruz   ve   bunalıyoruz   çoğuzaman.   Sessizlik   artık   bize   yabancı.   Işıklar,   renkler,   kahkahalar,haykırışlar hepsi karışır oluyor sene içinde. Ne için şişiyor kafamız?Nereye gidecek böyle? Tamam bunaldık, bi’ doğanın kollarına atılıprahatamak gelir içimizden şimdi. Nasıl bir yerde, nasıl yapabilirizbunu biliyoruz az çok. Sene içinde aklımıza gelmez çok ama, Ege veAkdeniz sahillerinin sıcağı trafikte suratımıza vurmaya başlayıncaanlarız. Biraz da o yöne bakalım. Bakalım ki kucaklasın bizi, okşasınrüzgarıyla, yeniden doğalım, köklere dönelim.Tekne kiralama vakti geldi o zaman. Beyaz kanatlarıyla uçuracaksahillerde, evimizin konforunda mavi sulara konuk olacağız. Güzelyemeklerle   şımartacağız   kendimizi.   Tüm   yorgunluklar   akacakgidecek   omuzlarımızdan.   Kendimizi   unutmak   aynı   anda   bulmakolacak mavi turun anlamı tüm o renklerin içinde, denizin kucağında,kiralık   teknenin   beşik   gibi   sallanan   kamaralarında,   yumuşacıkyataklarında,   sıcacık   yemeklerinde   bir   serüven   olacak   şehrinkalabalığından kurtulmak isteyenler için.Önce sizleri bir tura çıkarmak istiyorum o zaman. İstanbul’dan çıktıkyola,   sıcak,   kalabalık   gürültülü   ve   koşuyoruz   adeta   Bodrum’unkollarına. Sevgiyle kucaklayacak biliyoruz bizleri. Bodruma varıncagördüğümüz ilk şeydir tabi yokuşbaşı, değil mi? Halikarnas BalıkçısıCevat Şakir Kabaağaçlı’nın bir  şiiriyle  karşılar  sizi batan güneş,parlayan   deniz,   sokaklar   arasına   doluşmuş   tuz   ve   zakkumkokularıyla. Cevat   Şakir   Kabaağaçlı   da   buradaydı,   daha   niceleriyle   birliktebakardı Bodrum’un tadına, , Azra Erhat ve Bedri Rahmi Eyüboğlu,
belki bir rakı masasında yudumlardı güneşini Bodrum’un kim bilir.Onun tutkusuydu ama bu, sahilleri küçük balıkçı teknesiyle gezmektiamacı,   görmek,   dokunmak,   koklamak   anlatmak   hatta   diğerlerine.Anlattı da yeterince, anlattı ki farkına vardık bu güzelliklerin. Mavitur böyle başladı ve girdi hayatımıza. Şimdi hepimizin mirası CevatŞakir’den bu sahiller. Bodrum’a ayak bastıktan sonra kiralık teknelere çeviriyoruz rotamızı.Onlar önümüzdeki günlerde evimiz olacak. Miçosuyla, kaptanıylayepyeni bir aile olacaklar bize. Limana iniyoruz. Teknelerin devasadirekleri, yelkenleri güzel bir tablo çiziyor yine. Sanki kocaman birşatodaymışız da tüm bu tekneler de birer odasıymış gibi bir sarılmahissi geliyor. Koşturmak istiyoruz aralarında, ayağımızda terliklerkoşup oynayıp şarkı söyleyeceğiz. Kiralık teknenin tayfası karşılıyorsonra   bizi.   Ben   şimdiden   unuttum   koca   şehrin   kalabalığını,yorgunluğunu. Mavi tur aldı götürdü şimdiden...Başlıyoruz yavaştan yelken almaya. Bilmiyoruz tabi neler çıkacakkarşımıza.   Hayal   gücünüz   yüksekse   yüzünüzü   dönersiniz   batangüneşe ve iki dakikalığına yaratırsınız efsanelerinizi suratınıza çarpanrüzgar eşliğinde. Aşık mı oldunuz, denizkızlarıyla mı oynadınız ya dakorsanlarla mı savaştınız bilemiyorum ama çoktan gittiniz işte obüyülü   dünyadan   hiç   geri   dönmek   istemeyecekmişçesine   maviyolculuğun güzelliklerine kapıldınız bile...Şimdiden yıldızlar da göz  kırpmaya  başladılar, ay  ışığıyla  sabahdoğacak güneşe meydan okuyor adeta. Yemeklerimizi yedik, rüzgarhafften   soğudu,  tüylerim  diken   diken  oluyor   ama  hoş,  güzel   birkavrama hissiyle birlikte gülüyorum sadece. Kiralık teknenin tayfasıoldukça   hazır   tabi   buna   da   hiçbir   şey   düşünmek   istemediğimizibiliyorlar gecenin mehtabı dışında o anlarda. Ama o mehtap yok mu omehtap, sizce de denizin içinde küçük parlayan sevimli yaratıklarındansı değil midir o? Bana hep öyle gelir de, izlemeye doyamam.Mavi yolculuğun en sevdiğim tarafıdır zaten bu, akşamları gelenüşüme hissiyle birlikte teknenin hafif sallantısında uykuya dalarsınız,deniz   kum   güneş   tatlı   bir   yorgunluk   bırakmıştır   ya   sizlere,   onubırakırsınız yavaştan.Mavi turun sabahı da bir farklıdır şehrin sabahlarından. Yine kiralıkteknenin tayfasının tatlı telaşına şahitlik ederek uyanıyoruz. Görünceanlarsınız zaten yüzlerinde bir gülümseme sanki sırf biz o kahvaltısofrasını   görünce   mutluluktan   ağlayalım   diye   yapıyorlar   bunları.
Domatesin biberin kokusu şehirde yok tabi. Sofranızda dolaşan hafiftatlı   deniz   kokusundan   bahsetmiyorum   bile.   Güzelce   ediyoruzkahvaltımızı   ama   çok   da   abartmıyoruz.   E   sonuçta   mavi   sulardaboğacağız kendimizi değil mi?Güneş yavaştan ısıtmış buraları, atlıyoruz cumburlop masmavi sulara,bir soğuk çarpıyor tabi, kendimize geldikten sonra açılmak istiyoruzdaha   da  sanki  çağırıyor  bizi  deniz.  Ama  ilginçtir   ki  ben  sadeceyüzmek de değil içmek de istiyorum suyunu, o kadar temiz kokuyor,gözükyor   ki   şnanamıyorum   her   seferinde.   Yeşiller   mavilerlebuluşuyor her şey dansediyor sanki etrafımda. Sadece Bodrum’un güzellikleriyle kalmıyor tabi, Fethiye, Marmaris,Gökova  hepsi  alıyor  götürüyor   mavi   turda.  Anılar  da  var,   güzelinsanlarla karşılaşıyoruz sürekli, sanki onlar bu temiz güzel yerlerdekendilerini   benzetmişler,   yüreklerini   bu   güzeliklere   hepgülümsüyorlar, yardım ediyorlar ağırlıyorlar bizi bu kıyılarda. Yaöyle bir samimiyet ki sanıyoruz ki misafirleri değil de memleketziyaretine gelmiş evlatlarını ağırlıyorlar adeta. Sadece insanları değiltarihi de büyülüyor her dokunduğunuzda. İnanası gelmiyor insanın bukadar yaşanmışlık, tüm bu kalıntılar, yıkık şehirlerin üzerine düşmüşdağlar. Okudukça daha çok çekiyor kendine tüm o antik şehirler.Tiyatroları, kütüphaneleri, yüzyıllar önce insanların gezdiği, geçtiğialışveriş yaptığı ve savaştığı yerler mi buraları? Mavi turun diğer birbyüleyici tarafı da bu işte, bu koyların bu tarihi değerlere nasıl sahipçıktığı, onları nasıl koruyup kolladığı gerçeği inanılmaz geliyor. Kiralık   teknemize   her   gün   tatlı   yorgunluklarla   dönüyoruz.   Maviyolculuğun   en   tatlı   hislerinden   biri   biliyorum.   Çünkü,   teknenintayfası sanki bir ceketi alıp askıya asar gibi alıyor o yorgunluğuüzerimden   hizmetiyle.   Karnımızı   yine   deniz   kokulu   sofralardadoyuruyoruz. Denizin ve güneşin açtığı iştahın üzerine bir de aydan,yıldızlardan bir tatlı yemeden olmuyor, yudumluyorum gök yüzünüve bırakıyorum kendimi. Zeki Müren’in şarkıları eşlik ediyor anasonkokusuna,   o   da   buradaydı   biliyoruz:   bir   başka   Bodrum   aşığı,Bodrum’dan   ilham   almış,   Bodrum’a   ilham   vermişti.  Yüzümüzdeacısıyla tatlısıyla bir gülümseme, yüreklerimize veriyoruz o zamankulağımızı, belki de uzun zamandan beri ilk kez herkes kendi sesiniduyabiliyor, dokunabiliyor kalbine çünkü sadece doğa ana bakıyorsize, onun verdiği güven apayrı, sıcak ve doğal. Bu duygulardansarhoş oluyorum tabi, yine anne kucağı gibi yumuşakça sallananteknenin bağrında uyuyorum.
Son günler hüznü çöküyor değil mi biraz şimdi? Şehrin gürültüsüşimdiden kulaklarımda ama dreniyor mavi tur, deniz hışırtısı rüzgarınuğultusu hala savaşıor şehrin acımasızlığıyla ve diyor ki yenidengeleceksin buraya, bekleyeceğini biliyorsunuz zaten ya. O hep orda,bu güzellikler, bu doğa, bu yeşil, bu mavi, o kiralık tekneniz, eviniz,anneniz, babanız, kardeşiniz bunlar hep, sevgiliniz hatta ... Davetkarbir   hoşça   kal   seromanisiyle   uğurluyor   bizi   tayfamız.   Ellerinizeyüreğinize sağlık, yine muhteşem bir tatil oldu...