TEKNE KİRALAMA

12.06.2019

Hazır yaz da gelmişken, hepimiz deniz, kum, güneş hayalleri kurarken, geçtiğimiz yaz ailemleçıktığımız ve hayatımın en keyifli tatillerinden diyebileceğim mavi yolculuktan bahsedeceğimbiraz. Hem ben yazarken güzel anılarıma yelken açayım, hem de tatil planı yapanlara ilhamolsun   biraz...   Biz   ailemle  Antalya   taraflarında   çok   tatil   yaptık.   Her   ne   kadar   sıcağı   bazeninsanı yorsa da hem masmavi denizi hem de tarihi güzellikleri ile hem yorgunluk atıp hem deçok keyifli zamanlar geçirdiğimiz tatillerimiz hep Fethiye ile Antalya arasındaki şirin mi şirintatil beldelerinde geçmiştir. Sizi büyüleyen antik kentleri, amfi tiyatroları, tarihi limanları veLikyalıların  bize  miras  bıraktığı  daha  nice  tarihi  eseri  gezip  görmekten  en  az  bizim  kadarkeyif alacağınıza eminim. Gel gelelim geçen yaz butik otellerde kalmak ya da kamp yapmakyerine   yepyeni   bir   macera   yaşamaya   karar   verdik.   Karadan   gezip   gördüğümüz,   çoksevdiğimiz bu bölgeyi bir de denizden keşfetmek istedik. Tekne kiralama ve mavi tur içinaraştırmalarımızı yaptıktan sonra ailecek hem rahat edip hem de denizin tadını hiç olmadığıkadar çok çıkarabileceğimiz en iyi mavi turu bulduk ve gün saymaya başladık. 8   Gün   sürecek   bu   mavi   turun   tüm   durakları,   gezilecek   yerleri,   ziyaret   edilecek   tarihigüzellikleri   ve   hem   lezzetli   hem   de   sağlıklı  Akdeniz   yemeklerini   tatmanız   için   ayarlananrestoranları içeren bütün programı belirlenmişti. Bu nedenle biz bir sonraki durak neresi diyedüşünmeden, kalacak yer ve izlenilecek rota ile ilgili kafamızı yormadan her bir günün tadınıçıkardık diyebilirim. Belki de en güzel tatillerimden biri dememin sebebi de budur. Her nekadar araba yolculuğunun da keyifli tarafları olsa da, turkuaz rengi sularda yolculuk etmek,arabayla   ulaşamayacağınız   koylara,   doğal   limanlara   demir   atıp   turizm   beldelerininkalabalığından uzak, size özel kiralık teknenizde geçici bile olsa evinizde hissetmek kadargüzeli yokmuş. Bu   kadar   özendirdikten   sonra   mavi   tur   deneyimini   yaşamak   isteyenler   olursa   diye   fikirvermek için biraz daha detaylı anlatacağım elbette. Bizim anlaştığımız tur şirketinin Mavi turiçin birçok rota seçeneği vardı. Bahsettiğim gibi biz Akdeniz sevdamızdan vazgeçemediğimiziçin Fethiye-Antalya rotasını tercih ettik. Ancak en güzel tarafı, mavi yolculuk deneyimindenve   denizden   kopmak   istemeyenler   için   daha   nice   rotaların   olması.   Mavi   turun   bir   sonrakirotası bizim için Ege... Mavi yolculuğumuza Fethiye’den başladık. Önümüzdeki 8 gün evimiz olacak olan tekneyebindiğimiz an kaptanından tutun aşçısına kadar tüm personel bizi çok samimi ve güler yüzlübir şekilde karşıladı. Bir anda ailemiz büyümüş, anılarımızı paylaşacağımız, bizler gibi doğaaşığı   bu   güzel   insanlar   ile   birlikte   bir   macera   atılmıştık.   Tabi   ki   samimi   oldukları   kadarprofesyonel   bir   ekip   olduklarını   söylemek   lazım.   Sabah   uyanınca   masmavi   denizdesüzülürken  ettiğimiz  kahvaltıları,  akşamın  tatlı  serinliğinde  teknemizde  yediğimiz  o akşamyemeklerini de yine onlara borçluyuz. Zaten denizde yenen o keyifli yemeklerin, size özelteknenizde cümbür cemaat paylaşılan sohbetlerin keyfini de kıymetini de en iyi onlar biliyorki bizlere de bu keyifleri çok güzel yaşattılar. Mavi   yolculuk   diyince   tabi   ilk   duraklarımızdan   biri   Ölüdeniz   oldu.   Fethiye’nin   en   güzelsahillerinden   olan   hem   doğası   hem   de   tarihi   ile   hepimizi   her   gidişimizde   büyüleyenÖlüdeniz’de, Babadağ üzerinden masmavi gökyüzünde süzülen rengarenk paraşütleri bu kezde denizden izledik. İlk günümüzde hem Bizans zamanından kalma tarihi kalıntıları ziyaretettik hem de bol bol yüzüp özlediğimiz denizin tadını çıkardık. O kadar özlemişiz ki aileceksudan çıkmadık desem yeri... Ama bütün senenin yorgunluğunu stresini daha ilk günden attıkve keyifli bir akşam yemeğinden sonra teknemizde mavi yolcuğumuzun ilk ama belki de enhuzurlu uykusuna yattık. Teknemizin çok konforlu, tertemiz, hatta lüks bir tekne oluşununyanında, şehrin kalabalığından, kötü havasından uzakta, tertemiz bol oksijenli havada dalga
sesleri ve ahşap kokusu eşliğinde uyumak kadar da güzeli yokmuş. Yani tekne kiralama vemavi turun gündüzleri kadar geceleri de huzur doluydu. Düşününce, mavi turun her günü öyledolu   dolu   geçti   ki,   akşam   olunca   diğer   teknelerden,   konakladığımız   limanlardaki   butikrestoranlardan,   balıkçılardan   yansıyan   ışıklar   eşliğinde   dinlenip,   gece   denizin   söylediğininniler   eşliğinde   uyumak   ve   bir   sonraki   güne   huzur   dolu   uyanmak   da   bu   tatilin   böyleunutulmaz  olmasının  sebeplerinden  biriydi.  2. Günümüzde  teknede  edilen  sabah kahvaltısısonrasında rotamızı parlayan güneşin altında, rüzgarla el ele, bir sonraki durağımıza çevirdik.Önce   Kalkan   ardından   da   Kaş’a   gideceğimiz   dolu   dolu   bir   gün   bizi   bekliyordu.   Mavi   ileyeşilin   buluştuğu   Ölüdeniz’in   bembeyaz   sıcacık   kumsalından   sonra   bu   iki   küçük   tatilbeldesinde hem koyu mavi tertemiz serin sularda denize girip, hem de gezip yürüyüş yapmaimkanı bulduk. Birbirine çok yakın olmalarına rağmen bu iki beldenin de kendilerine özgü birkimliği   var.   Kalkan   otel   ve   pansiyonlara   kıyasla,   hem   yabancı   hem   yerel   tatilcilerin   villakiralayıp, gündüzleri Kaputaş, Patara gibi birbirinden güzel plajların ve mavinin binbir tonunabürünen denizin tadını çıkardığı, akşam yemeklerini ise deniz kenarında, palmiyeler altındaTürk mutfağının her çeşidini sunan restoranlarda yiyebilecekleri sakin bir belde. Kaş ise dahaenerji  dolu, kalabalık, hem  gündüz gidilebilecek  canlı  plajları  olan hem  de gece  hayatınıntadını çıkarabileceğiniz bir belde. Mavi yolculuğun güzel taraflarından biri de buydu, hemdoğa ile iç içe olup hem de Kaş gibi turizmin, eğlencenin ve gece hayatının sınırsız olduğuyerlerde  keyifli vakit geçirme, dans edip eğlenme imkanı bulduk. Ancak, Kalkan konaklamaaçısından   fiyatların   yüksek   olduğu,   Kaş   ise   kalabalık   sebebiyle   konaklama   seçeneklerininsınırlı olduğu yerler, bu nedenle günün sonunda kiralık teknemize gidip günün yorgunluğunuyumuşacık   yataklarımızda   gürültüden   uzakta   atacak   olmamız   Mavi   turun   ve   teknekiralamanın bize sunduğu güzelliklerden biri oldu. Kaş’ta geçirdiğimiz uzun gecemizden sonra, antik Likya kentlerini, Simena Kalesi’ni ve eskibir kasaba olan Üçağız köyü’nü ziyaret ettiğimiz Kekova’ya doğru yelken açtık. Hem tarihieserlerin ve kalıntıların içinde olmanın keyfi hem de Mavi yolculuğumuz sırasında bize enkeyif   veren   denizlerden   biri   olduğu   için   bugün   ailecek   en   keyif   aldığımız,   hem   bol   bolyüzdüğümüz hem de bu kalıntılarla büyülendiğimiz uzun bir gün oldu. Mavi yolculuk, antikkalıntıları   ziyaret   etmeyi   seven,   tarihe   ilgisi   olan   insanlar   için   Türkiye’de   kesinlikleyaşanılması   gereken   bir   deneyim.   Ege   ve  Akdeniz’deki   birçok   antik   kent   deniz   kenarındakurulduğu için ve bu liman kentlerinin korunmasına nispeten daha çok önem verildiği için,deniz yoluyla bu kentleri ziyaret etmek kara yoluna göre hem daha az yorucu hem de dahakeyifli. Maalesef her ne kadar her yeri karış karış gezmek istesek de bu geziler yaz aylarındayorucu   olabiliyor,   be   nedenle   denizin   serinliği   ve   size   özel   kiralık   teknenizde   ayaklarınızıuzatıp   soğuk   bir   şeyler   içip   yorgunluk   atabileceğinizi   bilmek   insana   ayrı   bir   motivasyonveriyor. Bir sonraki gün ben erkenden uyandım, uyandığımda bizimkiler uyuyordu, artık tekne iyiceevimiz   gibi   olmuştu   ve   sanki   mavi   yolculuğumuz   hiç   bitmeyecek,   hep   böyle   bir   koydanöbürüne geçip hem güneşin hem ormanın hem de suyun tadını çıkaracakmışız gibi.. Sabaherkenden   yola   çıktık,   ben   de   herkesin   uyumasından   istifade   edip   kahvem   eşliğinde   sabahserinliğinde denizde yol alırken biraz kitap okudum. Şehir hayatı, trafik, yaşam telaşındanuzak, içimin gerçekten huzur dolduğu bir sabahtı. Bu sabah, hepimizin uzaklaştığı doğaya birparça yeniden yakınlaştığımı hissettim ve bu doğal güzelliklerin kıymetini yeniden anladım.Bu 8 günlük mavi tur aslında otelde ya da turistik beldelerde geçirilen bir aylık bir yaz tatilinebedeldi. Bu günümüzü Demre ve ardından Gökkaya Koyu’nda geçirdik. Günümüzün olmazsaolmaz tarihi eser gezisi içinde yine bir antik kent ve büyüleyici bir tarihi kilise vardı. Denizsefası ve dinlenmeden sonra ise yine bol sohbetli bir akşam yemeği yedik. Mavi tur boyuncateknede  yediğimiz yemekler birbirinden güzeldi, o yüzden biraz da çok yedik ama bol bol dayüzdüğümüz ve yürüyüş yaptığımız için bu keyifli yemekler kilo olarak geri gelmedi diye
düşünüyorum.   Siz   yine   de   dikkat   edin   tabi:)   Turun   sonraki   durakları   arasında   bu   rotanınvazgeçilmezi olan Olimpos’un turkuaz denizi ve hemen yanı başındaki büyüleyici antik kent,teknemizi demirlediğimiz Ceneviz Limanı ve görme imkanı bulduğumuz Phaselis antik kentivardı. Yine hem tarihi gezi hem de yaz tatili konseptini bir arada yaşadığımız 2 günden sonraMavi yolculuğumuzun sonuna doğru yaklaşıyorduk. Rotamızın son durağı olan Antalya’yavarmadan önce, son gecemizi Kemer’de geçirdik. Kaş’ta olduğu gibi turistik ama keyifli birenerjisi olan Kemer’in sokaklarında dolaştık, tabi ki gece hayatının da bir parça tadına baktıkve yine uzun bir günün ardından kiralık teknemizde, mavi turumuzun son uykusunu çekerekyola   çıktık.   Böylece,   bu   unutulmaz   deneyimi  Antalya’da   bitirmiş   olduk.   Buraya,   ne   kadarklasik de olsa, her güzel şeyin bir sonu vardır sözü çok uygun. Umarım yazım hem faydalıhem   de   motive   edici   olmuştur   ve   sizlere   tekne   kiralama   ve   mavi   tur   deneyimini   yaşamakonusunda ilham vermiştir, biz bir sonraki tatilimiz için rotamızı Bodrum-Gökova Körfezi’neçevirdik bile!